Ayasofya’nın Tarihi
Ayasofya, İstanbul’un ve dünya mimarlık tarihinin en önemli yapılarından biridir. Yaklaşık bin beş yüz yıllık geçmişi boyunca kilise, cami ve müze olarak kullanılmış; farklı medeniyetlerin siyasi, dini ve kültürel izlerini bünyesinde barındırmıştır.
Bizans Dönemi: Kilise Olarak Ayasofya
Ayasofya’nın ilk inşası, Roma İmparatoru I. Konstantinos döneminde 360 yılında gerçekleşmiştir. Ancak bu ilk yapı bir isyan sırasında yanmıştır. Aynı yere yapılan ikinci kilise de 532 yılındaki Nika İsyanı sırasında tamamen tahrip edilmiştir. Bunun üzerine Bizans İmparatoru I. Justinianos, Ayasofya’yı yeniden ve daha görkemli bir biçimde inşa ettirmiştir.
Bugün ayakta olan Ayasofya, 537 yılında ibadete açılmıştır. Yapının mimarları Anthemius (Trallesli Anthemius) ve Isidoros (Miletli Isidoros)’tur. Ayasofya, devasa kubbesi, mermer kaplamaları ve mozaikleriyle Bizans mimarisinin zirvesini temsil etmiştir. Yüzyıllar boyunca Bizans İmparatorluğu’nun en büyük kilisesi ve Ortodoks dünyasının merkezi olmuştur.
Orta Çağ ve Latin İşgali
Bizans ve Varangiyan Muhafızları
- yüzyıldan itibaren Bizans imparatorları, çoğunluğu İskandinav kökenli olan Vikingleri Varangiyan Muhafızları adı altında imparatorluk ordusuna dâhil etmiştir. Bu askerler, imparatora doğrudan bağlı elit bir birlikti ve sadakatleriyle ün kazanmışlardır. Bizans kaynakları, Varangiyanların sarayda ve Ayasofya gibi önemli mekânlarda görev yaptığını doğrulamaktadır.
Ayasofya, imparatorun halka göründüğü, taç giyme törenlerinin ve büyük dini ayinlerin düzenlendiği bir mekân olduğu için, Varangiyan muhafızları da burada nöbet tutmuşlardır. Bu durum, Vikinglerin Bizans’ın en kutsal yapılarından birinde fiilen bulunmalarını sağlamıştır.
Ayasofya’daki Viking Runik YazıtlarıAyasofya’nın üst galerilerinde, mermer korkuluklar üzerine kazınmış runik yazıtlar, Viking varlığının somut kanıtlarıdır. Bu yazıtlar genellikle kısa ve gündelik niteliktedir. En bilinen örnek, İskandinav runik alfabesiyle yazılmış “Halfdan” ismidir. Bu tür yazıtlar, Vikinglerin Avrupa’nın farklı bölgelerinde bıraktıkları “buradaydım” tarzı izlerle benzerlik gösterir.
Bu runikler, Vikinglerin Konstantinapolis’te yalnızca geçici ziyaretçiler değil, Bizans devlet yapısının bir parçası olarak uzun süreli görevler üstlendiklerini göstermektedir. Aynı zamanda Ayasofya’nın, farklı kültürlerden gelen insanları bir araya getiren evrensel bir mekân olduğunu da ortaya koyar.
Osmanlı Dönemi: Camiye Dönüşüm1453 yılında İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethedilmesinin ardından, Fatih Sultan Mehmet Ayasofya’yı camiye çevirmiştir. Yapının mimari bütünlüğü korunmuş; mozaikler tahrip edilmeden, üzerleri sıvanarak kapatılmıştır. Minareler, mihrap, minber ve medrese gibi İslami unsurlar zamanla eklenmiştir.Osmanlı döneminde Ayasofya, yalnızca bir ibadet mekânı değil, aynı zamanda bir ilim ve kültür merkezi olmuştur. Mimar Sinan başta olmak üzere birçok Osmanlı mimarı, yapının statik sorunlarını gidermek için güçlendirme çalışmaları yapmıştır.
Cumhuriyet Dönemi: Müze
1934 yılında Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararıyla Ayasofya cami statüsünden çıkarılarak müze hâline getirilmiştir. 1935 yılında ziyarete açılan Ayasofya Müzesi, farklı inanç ve kültürlerin ortak mirası olarak değerlendirilmiştir. Bu dönemde mozaiklerin bir kısmı ortaya çıkarılmış ve bilimsel restorasyon çalışmaları yapılmıştır.
Günümüz
2020 yılında Ayasofya’nın statüsü yeniden değiştirilerek cami olarak ibadete açılmıştır. Buna rağmen yapı, tarihsel ve kültürel kimliği nedeniyle hâlen dünyanın en önemli anıt eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Tur Ücreti
Kişi başı 1250-TL
Tur Ücretine Dahil Olan Hizmetler
Profesyonel rehberlik
Rehber Dinleme sistemi
Tur Ücretine Dahil Olmayan Hizmetler
Ayasofya Üst galeri giriş ücreti yerli yabancı tüm misafirler için 25 Euro dur.
Kişisel harcamalar
